Site Üst Reklam Alanı
Sinop
40°C



AŞIRI SICAKLAR IÇIN NASIL ÖNLEMLER ALINMALI?
Eklenme Tarihi : 25 Haziran 2013 Salı 02:25
Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getiriyor. Bu hastalıklarla boğuşmamak için bu uyarılara kulak verin!Halk...

Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getiriyor. Bu hastalıklarla boğuşmamak için bu uyarılara kulak verin!Halk Sağlığı Müdürü Uzm. Dr. Ertan Uzun, insanların yaşamlarını rahat bir biçimde sürdürebilmeleri için hava sıcaklığının 17-31 derece arasında olması gerektiğini belirterek, “Yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabilir” dedi.

 

Halk Sağlığı Müdürü Uzm. Dr. Ertan Uzun, aşırı sıcaklarda alınması gerekli önlemler hakkında açıklama yaptı. Uzun, “İnsanların yaşamlarını rahat bir biçimde sürdürebilmeleri için hava sıcaklığının 17-31 derece arasında olması gerekmektedir.

Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Normalde terleme ile dengede tutulmaya çalışılan vücut ısısı aşırı sıcaklarda tam olarak dengelenemez. Özellikle ortamdaki nem oranı yüksekse terleme suretiyle vücut ısısı yeterli düzeyde düşmeyebilir.

Yaşlılar, bebekler ve kronik hastalığı olanlarda terleme mekanizması ile vücut ısısının dengede tutulması her zaman mümkün olmayabilir. Ayrıca şişmanlık, herhangi bir hastalığa bağlı yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı (dehidratasyon), kalp hastalığı, ruh ve sinir hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile tedavi amaçlı bazı ilaçların (tansiyon düşürücüler, idrar söktürücüler vb.) kullanımı da sıcak havalarda terlemeyi etkileyen diğer faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabilir” diye konuştu.

Aşırı sıcaklarda; dört yaşından küçük çocuklar, hamileler, yalnız yaşayan 65 yaş ve üzeri yaşlılar, bakıma ihtiyacı olanlar, aşırı kilolular, açık alanda çalışanlar, kronik hastalığı (diyabet, kalp-damar hastalıkları, beyin-damar hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kronik solunum sistemi hastalıkları, karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları) olanlar, sürekli ilaç kullanan kişiler (özellikle tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları), evsizler, özellikle kronik hastalığı bulunan ve yalnız yaşayanların risk altında olduğunu belirten Uzm. Dr. Ertan Uzun, korunma yolları hakkında şu bilgileri verdi: “Genel Korunma: Günün en sıcak saatlerinde (10.00-16.00) mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamalıdır.

Dışarıda bulunulduğunda açık renkli, hafif, bol ve sıkı dokunmuş kumaşlardan yapılan giysiler tercih edilmeli; geniş kenarlı ve hava delikleri olan şapka giyilmeli ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Dışarıda çalışması gerekenler mümkün oldukça güneş altında korunmasız kalmamaya, aşırı hareketlerden kaçınmaya, sık sık tuz içeren sulu gıdalar almaya dikkat etmelidirler. Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde (10.00-16.00) denize girilmemeli ve güneşlenilmemelidir.

Bu saatlerin dışında denize girmek isteyenler güneşten koruyucu krem (en az 15 koruma faktörlü) kullanmalı, şapka ve gözlük gibi gerekli koruyucu önlemleri almalı ve uzun süre kesintisiz güneşlenmemelidir. Yoğun fizik aktivite spor yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, her bir saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvı alınmalıdır. Ağır fizik aktivitelerden kaçınılmalıdır. Risk altındaki yetişkinler ve yaşlılar, günde en az iki kez güneş veya sıcak çarpması yönünden izlenmelidir.

Bebekler ise bu açıdan daha sık izlenmelidir. Bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalıdır. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükselmektedir. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalıdır. Kapalı alanlar iyi havalandırılmalıdır. Güneş gören pencereler perde vb. güneşliklerle gölgelendirilmelidir. Vücut ısısının yükselmemesi için sık sık duş alınmalı; bunun mümkün olmadığı durumlarda ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmelidir.” Beslenme ve sıvı alımına değinen Halk Sağlığı Müdürü Uzm. Dr. Ertan Uzun şöyle devam etti: “Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2.5 litre (12-14 su bardağı) sıvı tüketilmelidir. Kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir.

Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır. Yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır. Vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral almasını sağlamak için bol miktarda sebze ve meyve tüketilmelidir. Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için her zamankinden daha fazla miktarlarda sıvı alınmalıdır.

Sıvı alımında su içmek esas olmakla beraber, su dışı sıvı alımında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir. Eğer doktor tarafından sıvı alımı kısıtlanmış veya idrar söktürücü ilaç kullanılması söz konusu ise ilgili doktora başvurmak gerekir. Mide kramplarına neden olabileceği için çok soğuk ve buzlu içecekler tercih edilmemelidir. Kafein, alkol ve fazla miktarda şeker içeren içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açtığı için tüketilmemelidir. Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulma riski olan besinler (et, yumurta, süt, balık vb.) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir.”

İHA

  • Paylaş
Yorum Yapmaya Ne Dersin ?

İlgili Haberler
Yukarı Geri Ana Sayfa
RSS |Copyright © 2011. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
Künye- Gizlilik İlkeleri- Reklam- İletişim
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.