DOLAR 5,6857
EURO 6,2976
ALTIN 274,5
BIST 101.447
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Az Bulutlu

Hamaset -1-

10.10.2018
A+
A-

Türk Dil Kurumu sözlüğünde, hamaset kelimesinin iki anlamı var:
1.Yiğitlik, kahramanlık, cesaret
2. Dinleyenleri etkilemek veya heyecanlandırmak amacıyla yapılan abartılı anlatım.

Hamaseti anlayabilmek için 
Ruh ve beden ilişkisini iyi kavramamız lazım ki hamaseti ‘’vatan millet sakarya edebiyatı ‘’diye tanımlayanların dünyadaki materyalizmin (maddecilik)şeytanı olduklarını,ruh ve manayı taşladıklarını anlamış olalım. Milli manevi duygulardan yoksun kendisini maddeye esir etmiş gerçekte karanlık ruhlu ancak kendilerine aydın sıfatı yakıştıran materyalistlerin hiç tasvip etmediği nefret ettikleri kelime ‘’hamasettir.Bunlar o kadar duygusuz taş kalplidirler ki ”edebiyatın bir duygu işi olduğunu bilmezler o kurnaz akıllarıyla dalga geçiyorlar..Düştükleri materyalizm çukurunda debelenip dururlar.

’’Bunlar yüreğin kanatlanmasından korkarlar. Coğrafyayı vatan yapan duygudan değerlerden nefret ederler.
Tuttukları takımın renklerine sevdalananlar,’’ …renk canım feda sana’’ diyenler,tuttuğu takımın fanatiği olduğuyla övünenlerin bir kısmı nedense kırmızı beyaza bir türlü sevdalanmadılar fanatik olamadılar gitti…Onların söyledikleri fanatiklik oluyor;
Bizim:
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın,
Mezarını kazacağım. Diyenler abartıyor öylemi…!
Ruhu üryan şuuru çıplak, beyin hücreleri zehirlenmiş ,yüreği paslanmşların yanında vatandan bayraktan milletten ezandan milliyetçilikten sevgiden saygıdan yiğitlikten, kahramanlıktan, cesaret ten bahsettiğiniz an ;dil zırvalamaya başlar.’’bana hamaset yapma’’ abartma…!
Abartı öyle mi..
Eşsizsem, yalnızsam;
Kısmetini bekleyen bir genç kızsam
Ve gelirse, eğer mutlu günüm
Yapılırsa bir gün düğünüm
Telsiz, duvaksız olabilirim…
Bayraksız olamam!
İster erkek, ister kadın
Çocuğuyum bu vatanın
Ve gazada can borcuyum
Serhatte kale burcuyum
Susuz olabilirim,
Uykusuz olabilirim,
Bayraksız olamam!
Konaksız, saraysız;
Evsiz, yuvasız, köysüz
Kalabilirim…
Sevdiklerim gidebilir,
Sevenlerim ihanet edebilir…
Her şeysiz kalabilirim,
Her şeysiz olabilirim
Bayraksız olamam,
Bayraksız olamam!
Ellerim kesilebilir,
Ayağım eksilebilir
Ve oklar delebilir, ateşler eriyip
Yakabilir beni
Kollarım kanatlarım bir bir
Bırakabilir beni…
Kolsuz olabilirim,
Kanatsız olabilirim;
Bayraksız olamam,
Bayraksız olamam!
Bak yine abarttım
Bu duygular ruh meselesi yüreğini fırtınalara boralara topa tüfeğe siper etme imanıdır.Tabi bunları siz nerden bileceksiniz vatansızlar bayraksızlar.Diriyken ölüler..
Yağlı urgana vakurla salavatla başını uzatan
Zafer Allah’a inananlarındır.
Allah davasıda ölmez, Mustafa’larda ölmez.”
diyen Pehlivanoğlu çok abartıyordu hem de çok…! hemi.
Bir de siz abartın da biz de size destan yazalım korkaklar.
Ruh ile beden arasındaki ilgiyi şu örnekle sanırım daha iyi anlatmış olurum bir bakıma, sesle mânâ arasındaki ilgiye benzer. Ses mânânın bedeni, mânâ sesin ruhudur. Bu ruh o bedenin ne sağındadır ne solunda, ne içindedir ne dışında… Mânâ, hayatiyetini devam ettirmek için sese muhtaç değildir. O, hâfızada sessizce durur, dimağda gürültüsüz meydana gelir, kalpte kelimesiz bulunur. Ancak, görünmek ve bilinmek istedi mi, işte o zaman, sese görev düşer. Ses, muhatabın kulağına varınca ömrünü tamamlar. Mânâ ise ondan sonra da varlığını sürdürür. Mânâ sesten önce de vardı, sesle birlikte göründü, sesten sonra da varlığını devam ettirmede.
Bedeni kafese, ruhu ise kuşa benzetebiliriz. Beden ruh içindir, ruh beden için değil.
Kafesin boyanmasıyla kuş güzelleşmez. Beden sıhhati de ruhun olgunluğuna delil olamaz.
Kuş, kafesten dışarıyı seyreder, ama gören kafes değildir. ?
Kuş kafesten önce de vardı, kafesten uçtuktan sonra da varlığını devam ettirir.
Zaten ruh bedeni terk ettiği an o beden artık ölüdür.cesettir.
Bu açıklamalardan sonra bizim hamaset anlayışımıza ,yine vatan millet sakarya edebiyatı mı diyeceksiniz.
Konunun başında ‘’ Bozkurt İşaretiyle Önce Selam Sonra kurşunla can verip şehadete koşanların hamaseti edebiyatı mı olur.Gerçeklik arıyorsanız buradan arayın ihanete kanat çırpanlar..
Siz sanıyor musunuz ki Ülkücü Hareket ‘’Bozkurt işareti’’ yaparak bu günlere kolayca geldi…!
Ülkücüler Bozkurt İşaretiyle Önce Selam Sonra komunist kurşunuyla can Verdiler…Testanlaştılar şiirlere romanlara konu oldular unutmayın ki.Yiğitler yaşıyorsa efsane şehitse destandır
Bunun nedenlerini niçinlerini o beden içindeki her an patlamaya hazır bombanın infilak edecek ruhu siz bilemezsiniz maddeye tapanlar..
Sizin amacınızı biz çok iyi biliyoruz
Asıl siz bizim duygularımızı değerlerimizi hamasetimizi destanlarımızı iyi bilin
Biz kuru bir kalabalık olmaktan kurtulup bilinçli bir millet olmamız için millet yapımızın temel taşlarından biri olan millî değerlerimiz üzerinde hassasiyetle dururuz. Türk milletinin başka milletlerden ayrılan bariz yönlerinden biri, onun kendine özgü geleneklerinin, göreneklerinin, kültürünün, âdetlerinin, törenlerinin, kurum, değer ve sembollerinin olmasıdır. Türk milleti nesilden nesle bu değerleri aktararak millet olarak var kalabilir olduğunun şuurunu haykırıyoruz
bizim duygumuzu, bizim ruhumuzu, bizim kültürümüzü, bizim medeniyetimizi ortaya koymak için hamaset yapıyoruz.Siz de bunu anlayacak idrak irfan nerde…!
Bizim hamasetimizin temel değerleri
1-Manada millî olmaktır.
Millî kimliğimizin Temeli, Türklük Şuurudur: Türklerin ahenkli bir millet olabilmesinin yolu, öncelikle Türklük şuurunu en derinden hissetmesine, benimsemesine ve yaşamasına bağlıdır. Bugün bazıları Türkleri Türklüklerinden uzaklaştırmak ve Türklüklerini unutturmak için Türklüğün İslamiyet’e aykırı, ırkçılık ve günah olduğunu söylüyorlar. Amaçları, Türkleri millet olmaktan çıkarıp kupkuru bir saman yığınına döndürmektir. Türklere “Türk’üm demeyin, ırkçı olursunuz” derken başka kavimden olanlara da şuyum buyum demenin demokrasi olduğunu telkin ediyorlar. Türkler bu konuda uyanık olmalı, millî kimliklerini unutmamalıdırlar. Türk’ün tarihi yazılmıştır. Başka bir milletin değil.
Millî Kimliğin Temeli, Türklük Şuurudur: Türklerin ahenkli bir millet olabilmesinin yolu, öncelikle Türklük şuurunu en derinden hissetmesine, benimsemesine ve yaşamasına bağlıdır. Bugün bazıları Türkleri Türklüklerinden uzaklaştırmak ve Türklüklerini unutturmak için Türklüğün İslamiyet’e aykırı, ırkçılık ve günah olduğunu söylüyorlar. Amaçları, Türkleri millet olmaktan çıkarıp kupkuru bir saman yığınına döndürmektir. Türklere “Türk’üm demeyin, ırkçı olursunuz” derken başka kavimden olanlara da şuyum buyum demenin demokrasi olduğunu telkin ediyorlar.
Devam edecek

 

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.