DOLAR 5,7584
EURO 6,4165
ALTIN 282,7
BIST 97.149
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Az Bulutlu

Nankörlere…

21.07.2019
A+
A-

Kendilerini Ülkücü zannedenler, kendilerini reis zannedenler, kendilerini ülkü devi zannedenler meğer ne kadar da cücelermiş, ne kadar da zavalılarmış, ne kadar da tilkilermiş, ne kadar nankörlermiş, ne kadar vefasızlarmış, ne kadar daltonlarmış, ne kadar şarlatanmışlar ve ne kadar da kahpeymişler

Nankörlere…

Bugünki yazımı, Peygamber Efendimizin Şu Hadisi ile başlamak istiyorum. Efendimiz diyor ki; “Kalbi dürüst olmadıkça kulun imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz.

Her seçimde olduğu gibi; 24 Haziran seçimlerinde de üzerimize düşeni fazlasıyla yapmış bulundu. Saba saat 08’de başlar-akşam saat 21’e kadar broşür dağıtırdık… İftarımızı açtıktan sonra, saat 22’de seçim çalışmasına tekrar başlar gecenin 02’ne kadar devam ederdik.. Eve gelir saat 04’den-05’e kadar da basına yazı hazırlar gönderirdik. O Ramazan ayında oruçlu oruçlu seçim bitene kadar günlerimiz hep böyle geçti.

24 Haziran ve 31 Mart seçimlerinin altında kalanlar çırpındıkça-çırpınıyorlar, battıkça-batıyorlar… Başarısızlıklarını ona-buna iftira atarak ve sosyal medyada kendilerini farklı gözeterek kapatmak istiyorlar. Biz birilerinin siyasi geçmişini, siyasi hizmetini ve siyasi başarısını çok iyi biliriz. Aman Yarabbim Mangalda kül bırakmadılar! Herkesi kandırabilirsini. Amma Yüce Rabbimi de kandıramazsınız! Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz. Çünkü her ahın bir acısı vardır. Zaman içinde herkes yaptığının bedelini tek tek ödeyecek.

İl Başkanlığı yapmış biri olarak; hiç broşür dağıtmaktan, çalışmaktan, mücadele etmekten, terlemekten, yazı yazmaktan hiç yüksünmedim. Biz siyasette icraata bakarız…

Laf ebeliği yapanalara bakmayız… Biz bu kutsal davanın zaten hep çilesine ve külfetine talip olduk.. Hep hayatımız böyle geçti…

24 Haziran seçimleri ve önce ki seçimlerde de..

Kepçenin başına çıkar sabah saat 05’lere kadar afiş ve bayrak asmayı kendimize meslek edinmiştik…

Ama ne acı tecelidir ki; doğruları söylediğimizden, doğruları yazdığımızdan dolayı birileri rahatsız oluyor..

Doğruları söylememizden, yazı yazmamızdan km rahatsız? derseniz; Düne kadar MHP’nin kapısının ve yolunun nerede olduğunu bilmeyenler, üç kuruş cebinde parası olanlar ve parayı sonradan bulanlar, 50-60 yaşından sonra partiye gelenler, saçlarını ağartıktan-saçlarını döktükten sonra partiye üye olanlar ve yönetimlerde bulunanlar, bu davaya bir damla teri olmayanlar, kendilerini farklı gösterenler, haklıya-haklı, haksıza-haksız diyemeyenler…

Ufku dar, ileriyi göremeyenler, arkadan konuşanlar, iki yüzlü olanlar nedense çok rahatsızlar…

Demem o ki: Hiddet ve kin, hakikatleri gören gözleri kör eder. Çünkü; Hayatınızın kalitesini yanınızda olan insanların kalitesi belirler.

Bu nedenle; Öfke, iyi düşünmeyi daraltır, yanıltır. “Şerefinizle yaşamayı bilmiyorsanız Şerefsizlikle anılmak mecburiyetinde kalırsınız.

Sadi-i Şirazi diyor ki: “Gönül yarasından sakınmak gerek ki yoktur cihanda onun merhemi, elinden gelirse gönül yıkma ki yıkık gönlün ahı yıkar alemi.”

Diyorum ki; Bulunduğunuz yerde, Düşman isterseniz dostlarınızı geçmeye çalışınız. Dost isterseniz bırakın, dostlarınız sizi geçsin. Onun için… “Dünyada alçaklığı meslek edinmiş insafsız avculara ancak köpekler hizmet eder.”

Şu dünyada kimler geldi, kimler geçti…

Hepisi günahı ile, sevabı ile gitti…

Herkesin bir hesabı varsa unutulmasın ki Allahın da bir hesabı var! Kin taşımak; yanan bir kömür parçasını başkasına atmak için eline almak gibidir. Unutma ki sadece kendini yakarsın.

Yazar İbrahim Tenekeci diyor ki: “Bir insanın yakasına yapışmadan evvel, elleriniz temiz mi, lütfen kontrol ediniz.” Fakirin-fukaranın hakkına tenezzül edenler, kul hakkına, devlet ve millet malına eli değenlerin eli kirlidir, lekelidir. Çekin o kirli ve lekeli ellerinizi yakamızdan!…

Demem o ki, boş gezenler zengin bile olsa, arkadaşları şeytan, kalpleri şeytanın konağı olur. Gerçekleri saptıran, gerçekleri söylemeyen, duygu ve düşüncelerimizin önemini kavrayaman, yalandan iyi görünmeye çalışan zavallılar çırpınıyor çırpındıkça batıyorlar.

Yazar diyor ki: Yaptığın hatayı habersiz sanma/Gece kara karıncayı gören var/Hakk’ın toprağında mülküm var deme/Dam ile harmanda hakkım var deme/Güçlü kuvvetliyim arkam var deme/Sırt üstü insanı yere vuran var…

İnsanların fitnesinden kurtulmak istiyorsanız, çarşı ve pazarlarda sık sık bulunmayınız. Çünkü her yerde, her mekanda fitne kol geziyor.

Yazar Mehmet Altaş diyor ki: “Kimseyi kendi ölçülerinle yargılama, herkesi kendi ölçüleriyle yargıla…

Kendini yargılamak başkasını yargılamaya benzemez. Eğer kendini yargılamayı başarabilirsen, o zaman gerçek bilgeliğe ulaşmışsın demektir.”

Eğer imanınız varsa, eğer inancınız varsa… Dünya gamından, nefsin sıkıştırmasından hafifleyip kurtulmak istiyorsanız, kabristanları sık sık ziyaret ediniz. İnanıyorum ki, diliniz terbiye, kalbiniz tamir olur.

Yazar Teen Wolf diyor ki: “Eğer gerçek bir dosta sahipsen, dünyanın geri kalanına ihtiyacın yoktur.” Bende diyorum ki: gerçek dost dediklerimiz vardı… Ama ne acı tecellidir ki, bu dostların dilleri çözülmüş, gerçeklerden uzak kalmış, şahsımı hedef almalar ve alanlara sesiz kalmaları düşündürücü… Dost bildiklerimin dostluklarını gözden geçireceğimi de buradan ifade etmek isterim.

Ayıp ve kusurlarını gördüğünüz arkadaşlarınızın, dostlarınızın sırlarını ifşa etmeyiniz, çünkü gördüğünüz bu sırlar, size emanettir. Emanete ihanet ise, çirkin bir harekettir. Emaneti koruyunuz.

Kendilerini Ülkücü zannedenler, kendilerini reis zannedenler, kendilerini ülkü devi zannedenler meğer ne kadar da cücelermiş, ne kadar da zavalılarmış, ne kadar da tilkilermiş, ne kadar nankörlermiş, ne kadar vefasızlarmış, ne kadar daltonlarmış, ne kadar şarlatanmışlar ve ne kadar da kahpeymişler…

Zakir Tercan

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.